sikis izle porno izle sikis pornosu izle vikipedia ernealizm MADDE DÖNGÜLERİ | Vikipedia Turkey


Kategoriler

Sayfalar

Link



MADDE DÖNGÜLERİ

MADDE DÖNGÜLERİ

Yaşama birliklerinde ve onun büyütülmüşü olan tabiatta

canlılığın aksamadan devam edebilmesi için bazı önemli maddelerin,kullanılan kadar da üretilmesi demektir.Buna madde devri denir.Canlılar için mutlaka gerekli olup,

devretmesi gereken maddelerin en önemlileri Oksijen,Su,Azot,

Karbon ve Fosfor’dur.

Bir yaşam birliğinde hayatın sürekli devam edebilmesi için

orada madde döngüsünün olması gerekir.Canlı yapısına katılan

tüm maddelerin doğada bir döngüsü vardır.Madde döngüleri ay-

rıştırıcı adı verilen bakteri ve mantarlar ile yapılır.Hayat devam

ettikçe maddeler canlı ve cansız arasında sürekli yer değiştirir.

Ekosistemdeki maddenin devirli olarak kullanılmasında ve

besin zincirinin oluşmasında en önemli etken güneş enerjisidir.

Bütün yeşil bitkiler güneş enerjisi yardımıyla CO ve H2O’dan yararlanarak insanların ve hayvanların besin maddelerini ve oksijenini üretir.Maddelerin devirli olarak kullanılması,bir yaşama birliğinin en önemli görevlerindendir.

Madde devrinde en önemli rolü saprofitler ve kemosente-tik bakteriler üstlenmektedir.Çünkü,bunlar organik artıkları

inorganik hâle çevirerek,maddelerin devirli olarak kullanılmasını sağlamaktadır.

Doğadaki en önemli madde döngüleri şunlardır;

1)Su Döngüsü

2)Karbon Döngüsü

3)Oksijen Döngüsü

4)Azot Döngüsü

5)Fosfor Döngüsü

 

SU DÖNGÜSÜ

 

Yeryüzündeki su kütlesi az çok sabit olup hiçbir su molekülü atmosfer dışına çıkamaz;güneş enerjisi ve yer çekiminin etkisiyle doğada düzenli olarak hareket eder.Su,güneşin etkisiyle buharlaşır.Bitki ve diğer canlılardan terleme yoluyla buharlaşan su atmosfere karışır.Atmosferdeki hava hareketleriyle değişik yerlere taşınan su buharı,soğuk hava tabakalarında yoğunlaşarak yağmur,kar,dolu,olarak yeryüzüne iner.Yeryüzüne inen su,akarsu,göl,dere,okyanus,yer altı sularını oluşturur.

 

 

 

Yoğunlaşma:Suyun buhar formundan sıvı formuna değişim sürecidir. Havadaki su buharı konveksiyon yardımıyla artar. Ilık nemli hava yükselirken soğuk hava aşağı doğru hareket eder. Ilık hava yükseldikçe sıcaklığı azalıp enerjisini kaybettiğinden gaz halden sıvı veya katı (kar veya dolu) haline döner.
Yoğunlaşmayı buzdolabından soğuk bir su şişesi aldığınızda ve oda ısısında bıraktığınızda şişe yüzeyinde açıkça görebilir, su şişesinin oda ısısında nasıl “terlediğini” rahatlıkla izleyebilirsiniz.
Yağış:Yağmur, sulusepken kar, kar veya dolu olarak bulutlardan salınan sudur. Atmosferde yoğunlaştığı, atmosferik hava akımında kalmasının zorlaştığı durumda su buharından sonra yağış meydana gelir.
Toprağa geçiş:Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar (infiltrasyon) ve yeraltı sularını meydana getirirler.
Toprağa sızan su miktarı, toprağın eğimi, bitkilerin tipi ve miktarı, toprağın su ile doygun olup olmamasına bağlı olarak değişir. Yüzeyde büyük yarıklar, delikler bulunması, toprağa su geçişini kolaylaştırır.
Yüzeyel akıntı:Çok fazla yağış olduğunda, toprak suya doyar ve suyun fazlasını alamaz. Kalan su toprağın yüzeyinden akar. Suyun toprağa emilemeyen kısmı yüzey suları olarak isimlendirilir.

 

okyanuslara karışır.
Yer altı suları:Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar (infiltrasyon) ve yeraltı sularını meydana getirir.Yeraltı sularının bir bölümü derinde kapalı bir su katmanına ulaşır ve kullanılabilmeleri için yeryüzüne özel bir yöntemle çıkarılmaları gerekir.Yeraltı sularının diğer bir bölümü ise basınç etkisiyle üst toprak katmanlarına doğru hareket eder ve yeryüzüne ulaşır. Bu sulara kaynak suyu denir. Yeraltı suyu toprak katmanlarından geçerken temas ettiği yüzeydeki mineral vb. maddeleri de yapısına alır. Bu maddeler suyun yararlı bileşenlerini (demir, magnezyum vb.) oluşturabileceği gibi arsenik, nitrat, tarım ilacı kalıntıları gibi zehirli maddeler de olabilir. Toprak sarsıntıları, yağmur ve eriyen kar suları, bu zehirli maddelerin suya karışma riskini artırır. Bu nedenle suyun bileşimindeki değişikliklerin sürekli izlenmesi ve güvenli hâle getirilmesi için etkin filtrasyon yöntemleriyle arındırılması gereklidir.
Buharlaşma: Bitkilerin nemlenmesiyle ve toprağın buharlaşmasıyla oluşan sudur. Evapotranspiration, atmosfere yeniden giren su buharıdır.
Evapotranspiration, buhar olarak atmosfer içinde artmaya başlayan su moleküllerinin neden olduğu güneş enerjisinin suyu ısıttığı durumda oluşur.
Görüldüğü gibi, gereksinmemiz olan suyun bize ulaşması için birçok oluşum gerçekleşmektedir. Ve bu oluşumlar daima iş başındadır.Üç örneklerde ise döngü farklı şekillerde gerçekleşir. Örneğin, antartika donmuş olduğundan buharlaşma oluşmaz(buzlar sublimation adı verilen bir oluşumla doğrudan su buharına dönüşür).Yine örneğin, Sahra Çölü çok kurak olduğundan yağış olmaz(su, yere düşmeden buharlaşma oluşur). Ancak döngü hep sürer.
İşte bu nedenle her gün içtiğimiz su, dinozorlar dünyayı dolaştığında da aynı döngü içerisinde dünyamızda dolaşmaktaydı.

 

KARBON DÖNGÜSÜ

Canlı yapısını oluşturan organik maddelerin en temel maddesi karbondur.Karbonun en önemli kaynağı taşküredir.Ayrıca atmosfer ve su kürede de bol miktarda karbonlu bileşikler bulunur.

Karbon canlı yapısına karbondioksit şeklinde gelerek fotosentezle besine dönüştürülür.Yer kürede kömür,linyit,doğal-

gaz,petrol ve ağaçların yanması sonucu açığa çıkan CO2’i özümle-

me reaksiyonlarında kullanarak organik madde sentezlerler.Üretilen besinler diğer tüketicilere beslenme yoluyla geçerek canlı yapısında yer alır.Canlı yapısındaki karbon hücre solunumu ile tekrar CO2 olarak atmosfere verilerek döngüye katılır.

Ayrıca ölmüş organizmaları ayrıştıran saprofitlerde karbon

döngüsünde önemli rol oynar.

Atmosferdeki karbondioksit miktarının artması,gündüz sü-

resince atmosfere giren güneş enerjisinin geriye yansımasını azaltır.Bu da yeryüzünün normalden fazla ısınmasına neden olur.

Bu olaya sera etkisi denir.Atmosferdeki CO2 oranının değişmesi iklimsel değişiklere neden olur.Atmosferdeki karbondioksit oranı,bütün canlıların solunum sonucu karbondioksit çıkarmalarından dolayı geceleyin artar.Gündüz ise fotosentez yapan canlılar atmosferden karbondioksit aldıklarından atmosferdeki karbondioksit oranı azalır.

 

Karbon içeren gazlar difüzyon yoluyla okyanus yüzeyi ve atmosfer arasında hareket eder.Su bitkilerinin de fotosentez için sudaki karbondioksiti kullanmaları gerekir.Okyanus bitkileri de karbonu tıpkı karasal bitkiler gibi depolar.Okyanus hayvanları bu bitkileri yiyerek karbonu depolarlar. Daha sonra, solunum yoluyla karbon dioksiti yeniden suya bırakırlar.Okyanus bitkileri ve hayvanları öldüklerinde suda çürürler(ayrışırlar).Çürüyen bitki ve hayvanlar okyanusun dibine çökerek orada çözünür yada okyanus dibine yerleşerek tortunun içine gömülürler.Bazı deniz canlıları da karbon gazını okyanus suyundan alır ve kabuklarını yapmak için kullanırlar. Bu canlılar öldüğünde karbon dolu kabukları çözünür yada okyanus dibine yerleşir.Her ne kadar kayaların oluşumu ve aşınımı uzun bir zaman alsa da,bu süreç de karbonu sudan uzaklaştırır. Son olarak, okyanus dibinden yüzeye hareket eden su da karbonu taşır. Okyanustaki karbonun bir kısmı da okyanus yüzeyinden atmosfere hareket eder. Karbon, bitkilerin soluması yoluyla yeniden atmosfere geçebilir yada otçullar tarafından bitkilerin yenmesiyle bir üst beslenme düzeyine geçebilir.Her düzeyde karbonun büyük bir kısmı solunum yoluyla tekrar CO2 olarak atmosfere geri döner. Okyanuslar da,bikarbonat formunda büyük miktarda karbon tutar.Fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit miktarını yüksek oranda artırır.

NOT:Son 40 yıl içinde atmosferdeki CO2’nin %30 oranında arttığı biliniyor.

1989-ÖSS

Doğadaki karbon döngüsünde,bitkiler tarafından glikoz sentezlenirken kullanılan karbondioksit,glikozun canlılar tarafından çeşitli şekillerde kullanılması ile tekrar doğaya dönebilmektedir.

Bitkilerde sentezlenen glikozun aşağıdaki işlemlerin hangisine girmesiyle,bu dönüş en kısa yoldan olmaktadır?

A)Bitki hücresinin lökoplastlarına alınmasıyla

B)Etoburların solunum olayında kullanılmasıyla

C)İnsan böbreklerinden süzülmesiyle

D)Çürükçül bir canlı tarafından özümlemede kullanılmasıyla

E)Otoburların solunum olayında kullanılmasıyla

Cevap: E

 

 

OKSİJEN DÖNGÜSÜ

Oksijen canlı hayatının devamı için gerekli en önemli maddelerden biridir.Canlılarda tüm organik maddelerin yapısında mutlaka oksijen vardır.Ayrıca solunumda organik maddelerin yakılıp enerji vermesinde görev alırlar.Atmosferin yaklaşık %25’i oksijendir.Bu oran fotosentez reaksiyonu ile dengede tutulur.

Atmosferde oksijenin azalması veya aşırı artması hayatı

olumsuz yönde etkiler.Doğada normal şartlarda fotosentez hızı

solunum hızından fazladır.Bu da atmosfere O2 verme miktarı

artırır.Fakat yangınlar sonucu ise atmosfere O2 verme miktarını arttırır.Yangınlar sonucu atmosferdeki O2 miktarı azalır.

Atmosferdeki O2’ nin büyük bir kısmı sularda yaşayan fitoplanktan adı verilen küçük fotosentetik canlılardan elde

edilir.

Oksijen canlıların yaşamı için çok önemli bir gazdır.Solu-num için gerekli olup organik maddelerin oksidasyonunda,kömür,

gaz,odun,gibi maddelerin yanmasında yoğun şekilde tüketilir.Oksijenin kaynağını fotosentez sonucunda ortaya çıkan serbest oksijen oluşturur.Fotosentez sırasında yeşil bitkiler su ve karbondioksidi kullanarak güneş enerjisinin ve klorofil pigmentinin de yardımıyla karbonhidratları sentezler.Bu sırada atmosfere oksijeni verirler.Bu nedenle doğada karbon ve oksijen döngüsü arasında sürekli bağlantı vardır.

Sürekli olarak petrol ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılmasına kara ve denizlerdeki doğal bitki örtüsünün giderek azalmasına rağmen, tarımdaki gelişmelerle birlikte artan üretim sayesinde atmosferdeki oksijen düzeyi sabit kalır.

Dünyadaki sular, biyosferin başlıca oksijen kaynağıdır. Oksijenin yaklaşık %90′ ının bu sularda yaşayan alglerce karşılandığı tespit edilmiştir. Diğer döngülerde de bazı aşamalarda oksijenin yer aldığı bilinmektedir.

AZOT DÖNGÜSÜ

Canlı yapısını oluşturan en temel maddelerden biri de azottur.Atmosferde yaklaşık %78 oranında azot bulunur.Canlı yapısının temel molekülleri olan protein,nükleik asit gibi maddelerin yapısında azot bulunur.

Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için nasıl oksijene,

suya gereksinim duyarlarsa büyüme ve gelişme için de azota gereksinim duyarlar.

Canlıların temel yapı ve fonksiyon gören molekülerinden

biri de proteinlerdir.Proteinlerin yapısında ise bol miktarda azot

bulunur.Bunun yanında DNA,RNA,ATP ve birçok koenzimin ya-

sında organik baz yer alır.Bunlar da azot içerir.Ayrıca bazı vi-taminlerde de azot vardır.Bütün bu saydıklarımız canlının en önemli molekülleridir.

Bunun için canlılar azot kullanmak zorundadırlar.Atmos-

ferdeki %78 gibi yüksek oranda azot bulunmasına rağmen,hiçbir

bitki ve hayvan grubu bu serbest azotu kullanamaz.

Azotun bitkiler tarafından alınabilmesi için nitrat tuzlarına çevrilmesi gerekir.Bunu da kemosentetik bakteriler sağlar.Bütün

heterotroflar azot kaynağı olarak bitkilerin organik bileşiklerini

direk ya da dolaylı olarak alırlar.Bunları solunum ve diğer metabolik olaylarda kullanarak;amonyak,üre,ürik asit ve organik

artıklar hâlinde tabiata bırakırlar.Saprofit ve kemosentetik bakteriler bunları çeşitli işlemlerden sonra bitkilerin kullanabile-

ceği tuzlar hâline getirirler.

NOT:Kemosentetik bakteriler tarafından azotun tutulmasına nitrifikasyon,bazı bakteriler tarafından azotun atmosfere verilmesine de denitrifikasyon denir.

FOSFOR DÖNGÜSÜ

Nükleik asitlerin,diş ve kemiklerin,ATP’ nin,hücre zarındaki fosfolipit ve fosfoproteinlerin yapısında bulunan fosfor canlılar için oldukça önemli bir mineraldir. Hayvan ve bitkilerin yaşamsal işlevleri için mineraller gereklidir.Fosfor,omurgalılarda en çok diş ve kemiğin yapısında bulunur.Fosfor hücre yapısında pek çok hayvanın iskeletinde ve derisinin yapısında da bulunmakadır.Fosfor doğada azota göre daha az miktarda bulunmaktadır.Atmosferde fosfor elementi bulunmadığı için fosforun döngüsü karalardan denizlere,denizlerden karalara doğrudur.

Fosforun doğadaki kaynağı fosfatlı kayaçlardır.Atmosferde

fosfor bulunmadığı için fosforun döngüsü karalardan denizlere,denizlerden karalara doğrudur.Doğada fosfor döngüsü fosfatlı kayaçların aşınmasıyla başlar.Aşınma sonucu serbest kalan fosfor sulara karışır.

Fosfatlı kayaçların aşınmasıyla fosfat inorganik fosfata dönüşür.Bu fosfat bitkiler tarafından alınarak organik fosfat hâline getirilir.Besin zinciri yoluyla hayvanlara ve diğer tüketicilere aktarılan organik fosfatla onların ihtiyacı da karşılanmış olur.Kayaçların aşınmasıyla sulara karışan fosfat ise,balıklar tarafından alınır ve balıkları yiyen hayvanlar tarafından karaya getirilmiş olur.Bitki ve hayvanların vücudunda bulunan fosfat ise,bu canlıların ölüp çürümesiyle toprağa karışır.Böylece fosfor döngüsü tamamlanmış olur.

Fosfatlı kayaçlar,yapay gübre elde etmek amacıyla geniş ölçüde işletilmektedir.Toprağa verilen fosfatlı gübreler ortamda uzun süre kalamaz ve önemli bir bölümü akarsularla denizlere gider.Ayrıca insanların karasal ortamda çeşitli aktiviteleri sonucu neden oldukları aşınma olayı evsel atıklar,fosfatlı deterjanlar fosforun denizlere taşınmasını hızlandıran olaylardır.