Resat Nuri Guntekin
25 Kasim 1889 tarihinde Istanbul”da dunyaya geldi. Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi” ni tamamladi (1912). Bursa” da basladigi (1913) ogretmenlik hayatina cesitli okullarda devam etti. Milli Egitim mufettisi (1931), Canakkale milletvekili (1933-43), Paris Kultur Atesesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi icin gittigi Londra” da oldu. Istanbul” da Karacaahmet Mezarligi”nda gomulu.
Yazi hayatina Birinci Dunya Savasi sonlarinda (1917) baslayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917″ de basilan Resat Nuri, 1918″ de tiyatro elestiri ve arastirmalari yayimlarken bir yandan da hikayeler (Sair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Buyuk Mecmua, 1919) yaziyordu. Calikusu” nun Vakit mecmuasinde tefrikasiyla (1922) genis bir un kazandi. Cok hareketli bir eser olan Caliskusu” nda Anadolu, ilk idealist ve aydin kizi Feride” ye kavustu, genis olcude romana girdi. Bu roman az okumus ve aydin, iki sinifi da, dogal ve canli diliyle kendine bagladi. Resat Nuri” nin hemen butun romanlarinda dekor olarak tasra kasaba ve sehirleri cevre, tip, cesitli problem ve gorusleriyle Anadolu atmosferi gorulur. Romanlarinda sosyal ve hissi konulari isleyen yazar, kucuk hikayelerinde bunlarin yanina mizahi da ekledi
Yazdigi, cevirdigi, kitap bicimine girmis veya dergi, mecmua sayfalarinda, tiyatro repertuarlarinda kalmis tum eserlerinin toplami yuzu bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandir, 7 tanesi hikaye kitabi. Yazdigi, cevirdigi, uyarladigi, oynanmis, basilmadan kalmis oyunlarinin sayisi roman ve hikaye kitaplarinin sayisini da asar. 7 Aralik 1956″da Londra”da oldu.
URUNLERI
Hikaye kitaplari: Tanri Misafiri (1927), Sonmus Yildizlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olagan Isler (1930), vb.
Gezi yazilari: Anadolu Notlari (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966).
Oyunlari icinde en unluleri Balikesir Muhasebecisi (1953) ve Tanridagi Ziyafeti (1955)” dir. Butun eserleri olumunden sonra, esi tarafindan, bir kulliyat halinde yeniden bastirildi.
Romanlari: Gizli El (1922), Calikusu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Aksam Gunesi (1926), Bir Kadin Dusmani (1927), Yesil Gece (1928),Acimak (1928), Yaprak Dokumu (1930), Kizilcik Dallari (1932), Gokyuzu (1935), Eski Hastalik (1938), Ates Gecesi (1942), Degirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Cicegi (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Siginak (1961),Kan Davasi (1955),
Hikaye Kitaplari: Tanri Misafiri (1927), Sonmus Yildizlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olagan Isler (1930)
Gezi Yazilari: Anadolu Notlari (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)
Oyunlari:Balikesir Muhasebecisi (1953), Tanridagi Ziyafeti (1955)
HAKKINDA YAZILANLAR
Resat Nuri Guntekin Turkan Poyraz ? Muazzez Albek (Ankara, 1957)
Resat Nuri Guntekin Hayati, sanati ve eserleri Muzaffer Uyguner (Varlik Yay;1967).
Romaniyla Resat Nuri Guntekin Ibrahim Zeki Burdurlu (Izmir Egitim Ens. Yay., 1971)
Resat Nuri”nin Tiyatro ile Ilgili Makaleleri Prof.Dr.Kemal Yavuz Kultur Bakanligi Y.
Resat Nuri Guntekin” in Romanlarinda Sahislar Dunyasi Birol Emil (1984) adli docentlik tezi.
HAKKINDA YAZILANLAR
CALIKUSU AILESI Cemal Kalyoncu
Aksiyon 20 Nisan 2002 s.385
Basta Calikusu romani olmak uzere eserleriyle Turk edebiyatinin klasiklerine imza atanlardan biri olan Resat Nuri Guntekin”in, hayatta olan esi Hadiya Hanim ve kizi Ela Guntekin, Resat Nuri”yi ve aileyi ilk defa Aksiyon”a anlatti
Calikusu”yla beraber Anadolu”yu gezenlerimiz az degildir. Dudaktan Kalbe, Acimak, Aksam Gunesi, Kavak Yelleri ve Yaprak Dokumu”ndeki kahramanlarin sevincleriyle sevinen, uzuntuleriyle huzunlenen, hele Ates Gecesi”yle bir insanin ic dunyasina yolculuga cikanlar oldukca fazladir. Resat Nuri Guntekin sayisi 30″u asan eseri ile cagdas Turk edebiyatinin onculerinden biridir. Turkiye”de kitap okurlarindan hemen herkes Resat Nuri Guntekin”in eserlerinden birini okumus, okumayanlar da filme alinmis eserlerinden birini mutlaka izlemistir. Yani Resat Nuri Guntekin, eserlerinde, beslendigi toplumdan kopmayarak halktan karakterlere yer verdiginden okur nezdinde ilgiyle karsilanmis birisidir.
25 Kasim 1889 yilinda Istanbul”da dogan Resat Nuri Guntekin”in babasi askeri doktor olan Nuri Bey”dir. Annesi ise Anadolu”da valiliklerde bulunmus Cerkez Yaver Pasa”nin kizi Lutfiye Hanim. Nuri?Lutfiye cifti Resat disinda Reside adli bir de kiz cocugu getirir dunyaya. Ancak Reside cok genc yasta vefat edecektir.
Resat Nuri ogrencisi ile evleniyor
Askeri doktor Nuri Bey”in pesinde Resat Nuri de Anadolu”nun bir cok yerini dolasir. Ilkokula Canakkale Iptidai Mektebi”nde baslar. Bir sure de sadece gayrimuslimlerin okudugu Izmir Frere”ler Okulu”nda okur. Kizi Ela Guntekin anlatiyor: “Muslumanlari almiyorlar oraya. Ancak babam bir gayrimuslim adiyla kayit yaptiriyor. Bir sure sonra da hic bir neden olmadan babasi oradan aliyor ve “Oglum sen gez, dolas. Insanlara bak, dogayi tani” diyor. Bunun uzerine babam koylere gidiyor, uzum baglarini dolasiyor, insanlarla konusuyor ve boylece basibos bir yil geciriyor. Sonra babam bunu niye yapti? diye aklina takiliyor. Farisice bilen, Arapca ve Fransizca buyuk bir kutuphanesi olan babasi, yani dedem de utana sikila “Ben seni Rousseau”nun Emil”i gibi yetistirmek istedim” cevabini veriyor ona.” Resat Nuri”nin yazar olmasinda bu hadisenin onemli rolu olmustur herhalde: “Bu olay babami, birtakim olaylari dusunmeye, izlemeye yoneltmistir diye dusunuyorum.” Resat Nuri daha sonra Istanbul”a gelir ve Saint Joseph”ten mezun olur. 1912″de Darulfunun Edebiyat Fakultesi”ni bitirir. Bir yil sonra da uzun yillar surecek ogretmenlige ilk adimini Bursa Sultanisi”nde Fransizca ogretmenligi yaparak atar. Istanbul”a doner, Vefa ve Erenkoy Lise”lerinde mudurluk, Kabatas, Galatasaray, Istanbul Erkek Lisesi ile Camlica ve Erenkoy Kiz Liselerinde de 1931 yilina kadar Turkce, edebiyat ve felsefe dersleri basta olmak uzere cesitli dersler verir. 1917″den itibaren eserleri mecmualerde tefrika edilen Resat Nuri Guntekin 1927 yilinda da, Erenkoy Kiz Lisesi”nden yeni mezun olan ogrencisi Hadiye Hanim ile evlenir: “Annemin sesi cok guzelmis. Okul idaresi egitim icin yurt disina gondermeyi dusunmus ama annemin babasi izin vermemis. Annem pariltilari olan bir kadin. Okusaydi iyi bir yere gelebilir ya da iyi bir opera sanatcisi olabilirdi.” Hadiye Guntekin, sitma konusunda yapmis oldugu mucadeleleri ile bilinen Izmitli Dr. Feyzullah Izmidi”nin torunudur: “Hic birikimi olmayan bir adamin gidip burjuva ailesinin kiziyla evlenmesi siradan bir sey degil. Babam halk adami ama kendisini yetistirmisti.”
Feyzi Pasa ailesinin diger fertleri soyadi kanunundan sonra “pasaevladi” dememek icin Generalfeyzievladi soyadini alir. Aileden Erol ve Feyzi is adami olur. Resat Nuri”nin kayinpederi, yani Hadiye Hanim”in babasi ise damadinin Guntekin olan soyadini alacaktir. Bugun 94 yasinda olan Hadiye Guntekin ise, esiyle beraber son yillarini gecirdigi Levent”teki, duvarlari kocasinin resimleriyle dolu evinde yasamaya devam etmektedir.
Yazar, buyukelci ve milletvekili Rusen Esref Unaydin”in teyzesinin evladi olan Resat Nuri Guntekin, 1931″den 1939 senesine kadar Milli Egitim mufettisligi yapar. 1939″da ise milletvekili secilerek Canakkale”yi temsilen bir donem Meclis”te bulunur: “Parti (CHP) adina Canakkale”ye gidip teskilatin duzensizligini rapor ederek Canakkale”nin CHP icin elden gitmekte oldugunu anlattigi bir belge gecmisti elime. Ama babamin aktif bir siyasi hayati oldugunu dusunmuyorum.” Piyes de yazan Resat Nuri Guntekin milletvekilliginden sonra 1947 yilina kadar Milli Egitim Basmufettisligi yapar. Bundan sonra 1954″e kadar da Paris Kultur Ataseligi gorevinde bulunur. UNESCO”da Turkiye Temsilciligi ve talebe mufettisligi onun son resmi gorevidir.
Ela kizla yapilan yuruyusler
Guntekin cifti evliliklerinin uzerinden uzun sure gectikten sonra cocuk sahibi olur. 1941″de dogan tek cocuklari icin Resat Nuri kizinin hatira defterine bakin neler yazmistir: “11 Mart 1951, Ela kizim, ben cocukken, senin yasinda iken, gokyuzundeki aya bakardim, “Ay dede ay dede, evladin kizin cok dede, birini bana versene, Allah sana cok vere” diye dua ederdim. Ay dede beni isitti. Cocuklarinin birini bana verdi “adi Ela kiz olsun” dedi. “Benim kadar cok omru, benimkiler kadar guzel cocuklari olsun” dedi. Ela kizin babasi Resat Nuri Guntekin.”
Aile Paris”te oldugu yillarda Ela da egitimine burada baslar: “Hem Almanlar”in muttefiki hem Musluman oldugumuz icin o zaman okulda cok asagilandigimi biliyorum. Ama ben intikamimi iyi notlarla aldim.” Aile Turkiye”ye donus yaptiginda kucuk Ela da ilkokul besinci sinifi Nisantasi”ndaki Nilufer Hatun Ilkokulu”nda okur. Ela Guntekin, o yillarda Resat Nuri icin cok iyi bir yuruyus arkadasidir: “Cok nazik bir adam. O zaman babalar simdikiler gibi degil. Ne bileyim, cocuklarini dizlerinde hoplatmazlar, beraber birtakim seyler paylasmazlardi. Cocuk daha ayri bir kategoride idi. Bir de tabii yas farki vardi. 1951″de tasindik Levent”teki bu eve. Karsimiz misir tarlasi, dutluktu ve deniz gorunurdu. Onumuzdeki su Nispetiye Caddesi daracik ve camurlu bir patika idi. Uzun uzun yuruyusler yapardik babamla burada.”
? Ne konusurdu yuruyuslerde?
Bir kere didaktik bir konusmasi yoktu. Fakat ne bileyim gokteki bir yildiza takilirdi. Fuzuli”nin derinliginden, Allah kavramindan, etikten bahsederdi ama butun bunlar ogretici bir sey degildi. Sanki kendi kendine konusuyormus gibiydi daha cok.
? Siz kac yasinda idiniz?
12?13 ama bizim eve cok kitap girerdi. Cok okurdum. Ben bir de Dame de Sion”da okuyordum. Oranin da tesvik edici bir yani vardi. Cok kucuk yasta dusunmeye basladim diyebilirim. Zannediyorum ben de arada sorular soruyordum. Hatta son yaz Buyukada”da yaptigimiz uzun yuruyuslerde sunu dedigim olmustur. Ben bunlarin hepsini kavrayamiyorum. Babam bunlari bana niye anlatiyor?
? Sizi dert ortagi gibi mi goruyordu?
Olabilir ama dert ortagi da dogru bir laf degil. Yani icinin dolu ve konusmak ihtiyacinda oldugunu hissediyordum. Mesela isim vermeden ne bileyim, ugradigi dus kirikliklarindan soz ediyordu. Bir arkadasin dostlugundan kaynaklanabilecek dus kirikliklarindan, insanlarin buna hazir olmalari gerektigine kadar… Fakat sevgi dolu bir insandi. Birine ne kadar kizsa, ofkeli ofkeli gelir, anlatir, sonra “Hay Allah” derdi. Boyle kin tutmayan, herseyi genis goren, son derece de nazik. Kimseye kotu bir soz soyledigini, bir kalp kirdigini gormedim. Fakat yine de tabii evde bir otoritesi vardi.
? Peki nereden besleniyordu?
Bu gezintileri yapiyoruz dedim ya. Levent carsisi yeni kurulmus, Teksas”ta bir kasaba gibi bir yer burasi. Cikardik babamla, ayakkabici, bakkal, aktar, kasap kim varsa dolasiriz. “O buyur Resat Bey, bir cay, kahve ic” derlerdi. Ve sohbet ederdi o insanlarla.
“Evimiz manastir gibi idi”
? Ne konusurdu halkla?
Kitap konusulmazdi bir kere. Biraz memleket meselesi konusulurdu. Konustugu kisinin oturdugu yere dair bilgiler alirdi. Ama hic bir zaman evde, oturulsun da, raki sofrasi kurulsun da, baska yazarlar da gelsin hep beraber icelim boyle bir sey yoktu. Bizim evimiz bir manastir gibi idi. Keyifsiz bir manastir degil ama, boyle bir yazar cizer takimi gelmezdi. Sonra, iki gun evde otursa “Benim canim biraz sefalet istiyor” derdi.
? Sefalet?
Yagmur camur. Eskiden buradan (Levent”ten) Babiali”ye gitmek kolay degildi. 40 dakikada bir otobus vardi, yollar camur icindeydi, sonra kendisi cok genc degildi.
Yalniz aile dostu bir doktor Talat Bey vardi. Daha cocuklugumda da iki tane arkadasi vardi, Tatar Abdurrahman Bey ve Giritli Fahri Bey. Galiba bir yerde memurdular. Giritli Fahri Bey keyifli bir adamdi, Ada”ya gelirken yanina gramofonunu getirir Rum plaklari calar, sarkilar soylerdi filan.
“Babam pratik biri degildi”
? Kitaplarindan iyi para kazanabiliyor muydu?
Hayir, hayir, hayir. Cok az, belki biraz Calikusu”ndan kazanmistir. Babamin hic pratik birseysi olmadigi icin kimse de ona bir telif hakki odemiyordu. Vefatindan sonra annem gercekten bir mucadele verdi ve eserlerin topluca Inkilap”ta basilmasini sagladi.
Annem daha pratikti. Ne bileyim annemle bir bankaya gidecek olursak mudurun yanina cikar bes dakikada isimiz hallolurdu. Babamla bir yere gidecek olursak kuyruga girerdik. Ya da bir kitabini basmislar, yayinevinden alacagi var, para odemiyorlar, Babiali”den asagi inerken kaldirim degistirir “O kitapcinin onunden gecmeyeyim, Resat Nuri para istiyor demesinler” diye dusunurdu. Bunlar cok zamani gecmis seyler. Sovalye gibi.
? Yalnizlik ne derece etkindi hayatinda? Yurumeniz disinda baska neler yapardi?
Yalnizlik dedigimiz zaman mesela o UNESCO”da gorevli oldugu zaman birtakim toplantilardan sonra eve gelir ve anneme mi anlatirdi, kendi kendine mi konusurdu bilmiyorum ama evde uzun uzun boyle dolasarak kizginlikla bir seyler anlattigini hatirliyorum. Misir veya Araplar”in Turkler”e karsi birtakim girisimlerinden soz eder, kendi yaptigi birtakim mudahalelerden bahsederdi. Yalnizlik derken odasinda yalnizdi tabii. Ama bir meyhaneye gitsin, bir kahveye gitsin, boyle seyleri yoktu. O seyleri belki coktan kapatmisti.
? Sizin anlattiklarinizdan evcimen bir yazar tipi cikiyor ortaya. Yazisini yazan, isine giden, onun disinda cok fazla bir seye karismayan…
“Kahvaltimi babam hazirlardi”
Evet ama ben ona evcimen demem. Evin idaresi, bilmem nesi annemin ustunde idi. Soyle bir sey var, cocukken, benim odam onunkinin karsisinda idi. Ben yatardim ama onun odasindan isik vurur ve daktilo sesi gelirdi. O daktilo sesi muthis bir guven verirdi bana. O ses buyulemistir beni. Orada yalnizdi.
? Yazilarini ne zaman yazardi?
Gunduz yazmiyordu. Aksam mesela 21:30 ?22:00″de odasina cekilir sabaha kadar… Ama yaziyor mu, calisiyor mu, okuyor mu? Fakat ben hep o daktilo sesini duyardim. Sabah da beni 7:00″de kaldirir, bana kahvalti verir ?corba pisirir, ekseriyetle de irmik corbasi? beni ugurlar ve ondan sonra yatardi. Ama bu 7?7:30″u bulurdu.
? Mutfak islerine yardim ediyordu yani..
Yardim etmiyordu. Gece yazisinin arasinda mesela 12″de mutfaga girer, cok guzel yemekler pisirirdi. Fakat sonra o mutfaga girilmezdi tabii.
? Daha cok ne tur yemekler yapardi?
Alaturka yemekler. Patlicanli pilav filan gibi mesela. Yemek yapmak zannediyorum onun icin bir hobi idi.
? Annenizden daha fazla girdigi oluyor muydu mutfaga?
Annem girmezdi.
? Baska ne tur hobisi vardi?
Radyo dinlerdi. O zamanlar radyonun ne muthis bir icad oldugundan soz ederdi. Alaturka musikiyi buyuk ilgiyle dinlerdi. Bir de radyoya cok sokulurdu. Cunku annem o tur musikiden hoslanmazdi.
? Evde annenizin sozu geciyordu o zaman.
Bazen birinin, bazen digerinin ama annemin sozu gecer gibiydi.
? Dini yasantisi nasildi? Konusur muydu sizinle bu konularda?
Yesil Gece kitabini biliyorsunuz. Ondan baska soyleyecek bir seyim yok.
? Yazmayi is edinenler genelde cok sigara tuketir. Babaniz da cok sigara icer miydi?
Gunde dort paket. O zamanin sigaralari incecikti fakat olumu de ondan oldu zaten.”
Resat Nuri, 1956 yilinda Londra”da tedavi gorurken hayatini kaybeder: “Hastanede anneme demis ki “Iyi ki Ela burada degil. Ne kadar aci cektigimi gormuyor. Ona sukrediyorum.” Tabii olumuyle beni cok kotu bir zamanda ortada birakti. Gelisme caginda idim. Ondan sonra kararlarimi, suruklenmelerimi hep kendim goturmek zorunda kaldim. Yani o konusmalar, sohbetler olmasa belki ben daha duz, belki daha saglam, ayagi yere basan insan olurdum. Ondan sonra cok bocaladim tabii.
Ilk esi buyukelci Tansug Bleda
? Siz ne olmak istiyordunuz?
“Bilir miyim o yasta? Sadece edebiyata ve okumaya buyuk merakim vardi. O donemde Levent carsisinda bir kitapci vardi. Aziz Nesin isletiyordu onu. Sabahlari da mecmua dagitimi yapiyordu butun Levent mahallesine. Oraya sik sik gidip Pekos Bil vs. okuyordum. O zaman gelen bir mecmuaci sormus “Ne olmak istiyorsun?” diye, ben de Teksas”a gidip kovboy olmak istiyorum demisim. Ve bu da mecmualerde cikmis.”
Ela Guntekin annesinin etkisiyle girdigi Dame de Sion”dan babasinin vefatindan iki yil sonra, 1958″de mezun olur: “Sonra yurt disinda siyaset bilim okumak istiyordum, annem bir sekilde onu engelledi.” Sonra Istanbul Universitesi Sosyoloji ve Felsefe Bolumune girer. Ardindan Sorbonne”da edebiyat uzerine egitimine devam eder. Ela Guntekin bu yillarda evlidir. Disisleri”nde calisan teyzesi Gaye Guntekin vesilesi ile tanistigi, diplomasi merdivenlerini henuz tirmanmaya baslayan Tansug Bleda ile evlenir (1961). Bleda, Mithat Sukru ile akraba olmayip, Paris, Tiran, Roma, Bonn”da gorev yapan, Tahran”da buyukelci, Paris”teki OECD”de Daimi Temsilci olan ve Paris Buyukelciligi sirasinda meslekte 42 yilini doldurarak emekliye ayrilan bir hariciyecidir. Ela Guntekin, Bleda ile 1967?68″e kadar evli kalir. Bu donem Tansug Bleda”nin Paris”e ucuncu katip olarak atandigi donemdir. (Bleda, Hariciye”deki anilarini Maskeli Balo adiyla Dogan Kitap”tan yayinlamis ama Ela Hanim ile yaptigi evlilige deginmemistir.) Guntekin, esinden bosandigi bu yillarda TRT”de Merkez Program Dairesi”nde program uzmani olarak calismaya baslar. Ankara Sanat Tiyatrosu oyuncularindan Mehmet Keskiner de TRT”dedir. Ela Guntekin ikinci evliligini Keskiner”le yapar ve Uzum adinda bir kiz ve Yagmur adinda bir erkek cocuk getirir dunyaya: “Sevgi ve Mumtaz Soysal cok yakin dostlarimdi. Bir aksam arabamin icinde Sevgi Soysal ve Mehmet Keskinevladi ile birlikte iken Israil Buyukelciligi”nin onune geldigimizde durduk ve bir tartisma yuzunden Mehmet”e “Yeter” diye bagirdim. Arabanin cevresini birden polisler sardi. Mumtaz Soysal hapiste, ben de mimli bir yer olan TRT”de calistigim icin, icra?i rezaletten kendimi once karakolda, sonra Mamak Cezaevi”nde buldum. Bir aya yakin cezaevinde kaldiktan sonra TRT”ye gittik. Genel Mudur Musa Ogun Pasa idi. 10 dakika sonra cagrilarak isimize son verildigi soylendi. Orada bazilari “Sen Resat Nuri”nin kizisin, senin icin Musa Pasa”ya bir sey yapabiliriz” dedi. Ben de o ekmekten yemem dedim ve Mehmet”le birlikte istifa ettik.”
Bundan sonra Guntekin”e kolay is vermezler. Turkiye”deki yabancilara saglik sigortasi hizmeti veren bir sirkette kisa bir sure calistiktan sonra oradan da atilir. Sonrasinda bir yabanci dil okulunda calisir fakat burada da fazla tutunamaz.
“Insanlar Resat Nuri”nin kizi ne yapti diye soruyorlar”
1973 veya 74″te de Mehmet Keskinevladi”ndan ayrilan Ela Hanim, 1991″de emekli olduktan sonra Bogazici Universitesi”nde ogretim gorevlisi olarak calisir. Yine bu sirada ozel dersler verir. Bu donemde basladigi ceviri yapma isi, hayatinin daha sonraki bolumlerinde yapacagi tek is olacaktir. Seyh Bedrettin”in Hayati, Hatice Sultan ve Melling Kalfa gibi eski cevirilerinin yaninda Osmanlilar ve Olum gibi eserlerle cevirilerine devam eder.
? Babanizdan dolayi sikintilar veya kolayliklar yasadiginiz oldu mu?
“Dame de Sion”da okurken babam oraya mufettis olarak gelmisti. Sonra bir ders arasinda beni de mudirenin odasina cagirdilar, cay iciyorlardi. Ertesi gun, bir sey yapmadigim halde sudan bir bahane ile bana ceza verdiler. Ben de geldim babama yakindim. “Simarmandan korkmuslardir” dedi. Yillar sonra o Sor”u Fransa”da bulup ayni soruyu ona sordugumda ayni cevabi verdi. Babamin bir sozu vardi “Sohretler bedelini odemek zorundadir” diye. Belki ondan dolayi ben onun kizi olmakla ovunmedim, onu one cikarmadim, televizyona cikmak istemedim, roportajlar yapmak istemedim, yani bir cesit tevazu, herkes gibi olma, siradan olmak arzusu… Onun icin ayricalikli bir muamele de gormedim. Ama babamdan dolayi en siradan insanlardan cok sevgi, saygi gordum. Ona da minnet duydum. Ne mutlu size. Halbuki yani bunun da bir bedeli var. Insanlar karsiniza dikilip “Sen ne yaptin bakalim?” gibi sualler soruyorlar.”
